Uyarı Sohbete hoş geldiniz... Hemen bir takma nick al sohbete başla!

Mobil Sohbet Kapısı – Seninmekan.com

Mobil Sohbet Kapısı – Seninmekan.com
Mobil Sohbet Kapısı – Seninmekan.com

Sohbet Kapısı – Seninmekan.com

Buyrunuz, kapı aralık.
Ama öyle ağır, gıcırdayan, “kim ooo” diye bağıran cinsten değil. Bu kapı hafifçe itince kendiliğinden açılıyor. Çünkü burası Seninmekan.com; yani “senin mekanın” ama aynı zamanda “senin mekanın değil, herkesin mekanın” gibi bi’ tuhaf, güzel karmaşa.
İçeri girerken ayakkabı çıkarmaya gerek yok.
Çorapla da gel, terlikle de, ev terliğiyle de, hatta “ayakkabım çok pis” diye utanmana da gerek yok. Zaten buranın zemini yılların muhabbetinden oluşan yumuşak bir halı. Ne kadar dökersen dök, leke tutmuyor.
Kapıdan girer girmez ilk kural:
“Profil fotoğrafına bakıp ‘aaa bu muymuş’ deme yasağı.”
Burada kimse kimseyi Instagram filtresiyle, LinkedIn pozuyla ya da “kaç takipçim var” sayısıyla tartmıyor. Seni şu an yazdığın cümleler anlatıyor. Gerisi hikâye.

İçeride iki çeşit insan var:

1 “Bugün çok fena battım anlatayım mı?” diye kapıyı tekmeleyip girenler
2 “Anlat anlat, ben çay koyuyorum” diye koltuğa yayılıp bekleyenler
Şanslıysan aynı anda hem birincisi hem ikincisi olabiliyorsun. Mesela gece 02:17’de “hayat niye böyle ya” diye yazıyorsun, sabah 08:42’de aynı kişiye “kanka sen dün gece bayağı dibe vurmuştun ama bak şimdi kahve içiyosun, level atladın” diye moral veriyorsun. Bu döngüye biz “muhabbetin amortismanı” diyoruz.

Espri yapmayı bilmeyen yok mu burada? Var tabii.
Ama en güzel tarafı şu: kimse “bu espri çok zorlama” demiyor.
En fazla “ahahahha naber lan” ya da “yav bu adamın espri anlayışı 2012’de donmuş kalmış” diye dalga geçiliyor. O da sevgiyle. Çünkü burada kötü espri bile bir nevi sevgi dili.
Bir de şu var:
Kimse “konu dağıldı” diye kızmıyor.
Konu zaten dağılmak için var.
“Ali’nin köpeği hasta” diye başlıyor muhabbet, on beş dakikada “uzaylılar köpekleri kaçırıyor mu acaba”, oradan “ben küçükken uzaylı sanmıştım halamı”, oradan da “yaa halalar neden hep terlik atar” noktasına geliniyor. Bu yolculuğun adı “konu kayması” değil, “muhabbetin özgürce gezintiye çıkması”.

Tabii bazen de ciddileşiyor ortam.
Biri “beni kimse anlamıyor” diye yazıyor.
O an herkes susup gerçekten okuyor.
Emoji yok, “aynı ben” yazısı yok, “geçmiş olsun” bile yazmıyor çoğu.
Sadece “devam et” diyorlar.
Bazen en büyük destek, üç kelimeden ibaret oluyor.
Kapı her zaman açık ama zorunlu çıkış yok.
İstersen yazmazsın üç hafta.
Geri geldiğinde kimse “nereye kayboldun” diye hesap sormaz.
En fazla “hoş geldin lan, nerdeydin” derler.
O da yine sevgiyle.
Kısacası burası öyle havalı, jilet gibi keskin zekâlı, herkesin birbirini ezmeye çalıştığı bir arena değil.
Burası biraz dağınık, biraz kirli, biraz gürültülü, ama samimi bir oturma odası.
Koltuklar eski olabilir, bardaklar aynı renk olmayabilir, biri yine şekeri fazla kaçırmış olabilir… ama olsun.
Çünkü buradaki en önemli şey şu:
Sen konuşurken kimse telefonuna bakmıyor.
Gel hadi.
Kapı zaten açık.
İçeri girerken “merhaba” bile demene gerek yok.
Direkt Sohbet sitesine gir ve “yaa başıma gelenleri anlatıcam” diye başlayabilirsin.
Biz burdayız.

Muhabbet dostluk sohbet yazımıza göz at .

İlk yorum yazan siz olun.

Cevap bırakın
Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *

Sohbet simgesi
Üst dekor simgesi
Sohbet Girişi
Kullanıcı simgesi
Şifre simgesi
* Şifreniz yoksa boş bırakabilirsiniz.
Farklı Sürüm Girişi
Kategoriler
  1. 1
    Chat Odaları
  2. 2
    Chat Siteleri
  3. 3
    Dini Sohbet
  4. 4
    Djlerimiz
  5. 5
    Görüntülü Sohbet
  6. 6
    IRC Sohbet
  7. 7
    Mobil Sohbet
  8. 8
    Sesli Sohbet
  9. 9
    Sohbet Odaları
  10. 10
    Sohbet Siteleri
  11. 11
    Sohbet Sitesi
Popüler Yazılar
1 dk okuma süresi
3 dk okuma süresi
2 dk okuma süresi
0 dk okuma süresi
Sohbet Giriş